
"İngilizceyi nerede öğrendin?""
"İngilizce konuşurken kendimi nasıl daha rahat ifade edebilirim?"
"O tutukluğu nasıl aşabilirim?"
"Senelerdir kursa gidiyorum ama senin gibi rahat konuşamıyorum."
"Karşımdakini anlıyorum ama iş konuşmaya gelince beynim duruyor sanki."
"Nasıl bu kadar rahat konuşuyorsun?"
Bu cümleler sana da tanıdık geliyorsa, dilden dile geçerken yaşanan o içsel duraksamayı çok iyi biliyorsun demektir.
Mesele hiçbir zaman sadece kelime eksiği veya pratik yapmamak olmadı.
Asıl mesele; o yabancı dilde "kendin olabileceğin",
yargılanmadan durabileceğin güvenli ve ulaşılabilir bir alana, bir köprüye ihtiyaç duyman.
Kelimeleri Değil, Dünyaları Çeviriyoruz




Bu çemberde dilden dile geçerken
kendi kimliğimizi farklı bir dilde
nasıl bulduğumuz keşfedeceğiz.
Düşünce yapımızı esneterek
o köprünün tam ortasında buluşacağız.



Çift Yönlü Bir Köprü ve Global Kültür Çemberi
Gel seni sahne arkasına götüreyim...
Yeni bir dil konuşmak, yeni bir düşünce odasına girmek aslında. Conversations Club, işte bu odanın kapılarını aralayan derinlikli bir sohbet grubu.

Bizim için İngilizce, mükemmel konuşulması gereken bir performans alanı değil; farklı zihniyetleri bir araya getiren bir buluşma noktası.
Conversations Club
Her Şey Bir "Davet" ile Başladı
Ben Ecem! Bir felsefe koçu olarak yıllardır insanların iç dünyalarındaki derin diyalogları keşfetmelerine rehberlik ediyorum. Ancak bu kulübün tohumları bir seans odasında değil; Seattle'dan gelen iş ortağım Melinda ile İstanbul'un sokaklarında, sıradan anları paylaşırken atıldı.

Bir pazarda, bir kuaför koltuğunda ya da bir kuruyemiş dükkanında hiç tanımadığımız insanlar o saf meraklarıyla bize hep aynı sorularla yaklaştırlar. Ki bu da Melinda'nın şu daveti görmesine sebep oldu:
"Nasıl bu kadar rahat konuşuyorsun?"
"İngilizceyi nerede öğrendin?""
Ecem
Görmüyor musun? Burada bir ihtiyaç var ve o ihtiyaç
sana konuşuyor.
Bu bir davet!
Melinda
O güne kadar İngilizceyi bu kadar rahat konuşabilmeyi, sadece dile olan doğal yatkınlığıma bağlıyordum.
Oysa hayat beni, diller ve kültürler arasında bir köprü olmaya davet ediyordu.
İşte Conversations Club da bu davete icabet etmek için doğdu.
Peki, Nedir Bu...

Burası dillerin, kültürlerin ve en önemlisi 'insan' olma deneyiminin paylaşıldığı, herkesin birbirinin dünyasına misafir olup tanıklık ettiği ücretsiz bir yaşam ve sohbet alanı.
İçeri girdiğinde seni karşılayan şey, tahtanın başında duran ya da elinde kırmızı kalemiyle eksikliklerini tamamlamayı bekleyen bir öğretmen değil; elinde kahvesiyle yanındaki koltukta oturan, seninle aynı insani soruların peşinden giden bir çember.
Ki burada ne bir öğretmen ne de bir öğrenci var...
Biz burada ders işlemiyoruz; bir kavramı, bir hissi, bir düşünceyi beraberce "demliyoruz" ki bu yeni dilde de 'kendimiz olabildiğimiz' o cepleri yaratabilelim.
"intuitive authority"
"closure"
"stirring your water"
"messy middle"
"capacity"
"inner gazing"
"holding space"
Buluşmalarımızın merkezinde felsefeden, psikolojiden ve diğer birçok farklı dallardan ödünç aldığımız; hayatın tam kalbine dokunan kavramlar var.
Sohbetlerimize mükemmel cümleler kurma telaşıyla değil; o günkü halimizle, yavaşça başlıyoruz. Hemen konuşmak veya paylaşım yapmak gibi bir baskı kesinlikle yok. Dilersen sadece bir dinleyici olarak kalabilir; kavramın etrafında içsel olarak dolanıp zihnini hazırlayarak o köprünün temellerini atabilirsin.
Sadece global bir topluluğun varlığında, o çemberin içinde olmak bile kendi sihrini yaratıyor.
Ardından, o içsel güven yavaş yavaş inşa oldukça, İngilizcenin sularına adım adım girebilir, kendini hazır hissettiğin an o köprüye adım atabilirsin.
